Damon uzatılan şeyi aldığında Elena ellerini geceliğine sildi. Hafifçe sersemlemişti. Peşlerinde ki vampirleri düşününce titredi.
Ve birden sendelediğinde sıcak ve güçlü bir kol beline dolandı. Damon'ın sesi tam yanından geldi. "Biraz temiz havaya ihtiyacı var ve ben bunu ona vereceğim"
Ansızın Elena kendisini kuş gibi uçarken buldu. Damon'ın kollarında ağırlığını yitirmişti ve yükseklere çıkıyorlardı.
"Damon, lütfen beni aşağı indir."
"Şimdi mi, sevgilim ? Ama bu mesefaden düşersen..."
Elena, Damon'ı azarlamaya devam etti ama Damon söylediklerini duymazlıktan geliyordu. Serin sabah havası hem kafasını toplamasına yardım etmiş, hem onu üşütmüştü.
Titremesini engellemeye çalıştı. Fakat bunu kontrol edemiyordu. Damon ona ciddi gözlerle baktı ve ceketini omzunda aşağı kaydırdı. Elena telaşla, "Hayır, hayır," dedi. "Sen şeye devam et. Yani uçmaya. Ben dayanırım"
"Ve alçak uçan martılara dikkat et, değil mi ?" dedi Damon ciddi bir sesle. Ama dudaklarının kenarları muzipçe kıvrılmıştı. Elena başını çevirmek zorunda kaldı. Yoksa gülecekti.
Sonra "Eee, insanları havalandırıp arabaların üzerine atmayı ne zaman öğrendin ?" diye sordu.
"Ah daha çok yeni. Epey gayret gerektiriyor. Uçmak gibi. Bilirsin beni zorlayan şeyleri severim"
Kapkara gözlerinde hınzır bir bakış vardı. Hele şu uzun kirpiklerine ne demeliydi ? Yazık ki bir erkekte harcanıyorlardı ! Elena kendini bir kuş tüyü kadar hafif hissediyordu. Aynı zamanda sersemlemişti. Neredeyse sarhoş gibiydi.
Neyse ki ısınmıştı. Çünkü Damon, onu ılık aurasıyla sarmalamıştı. Sadece derecesi yüksek değildi. Aynı zamanda başına tuhaf bir hafiflik veriyordu. Onu içine alırken Elena'nın saçları omuzlarının etrafında altın bir bulut misali salınıyordu. Elena kendine hakim olamayarak kızardı. Neredeyse Damon'ın düşüncelerini duyabiliyordu. Yanaklarına yayılan pembelik tenine pek yakışmıştı.
Bu kızarıklık nasıl Damon'ın sıcaklığına ve düşünceli tavrına verilen istemsiz bir fiziksel tepkiyse, Elena yine aynı şekilde istemsiz bir duygusal tepki de veriyordu. Damon'a teşekkür borçluydu. Ona minnet duyuyordu. Damon bu gece hayatını kurtarmıştı. Shinichi'nin malach'ı tarafından ele geçirilen vampirler katil olurdu. Elena, böyle yaratıkların ona neler yapabileceğini hayal bile edemiyordu ve etmek istemiyordu. Damon zekice davranıp katilleri zamanında durdurmuştu ve acımasızca davrandığı için seviniyordu.
Damon'ın muhteşem biri olduğunu kabul etmemek körlük ve aptallık olurdu. İki kere öldükten sonra bu gerçek Elena'yı diğer kızlar gibi etkilemiyordu ama yine de gerçekti. Damon ister kara kara düşünsün, ister yalnızca Elena için sakladığı o içten gülümsemesiyle baksın, fark etmezdi.
İşin kötüsü Damon bir vampir olduğu için Elena'nın zihnini okuyabiliyordu. Bu kadar yakınken auraları birbirine karışıyordu. Ve Damon, Elena'nın ona duyduğu hayranlığı taktir ediyordu. Elena eridiğini fark edemeden tüy gibi hafif vücudu ağırlaşarak Damon'ın kolları arasında şekillenmeye başladı.
Diğer sorun Damon'ın şu anda onu etkiliyor olmamasıydı. O da en az Elena kadar bu akışa kapılmıştı. Ona karşı tüm engellerini kaldırmıştı. Bulanıklaşıyor, eriyorlardı. Elena doğru düzgün düşenemiyordu. Damon ona hayranlıkla bakıyordu. Elena bu bakışı görmeye alışkındı. Ama onu nereden hatırladığını bilmiyordu.
Analiz etme yetisini kaybetmişti. Tek yaptığı, sevgiyle kucaklanmanın tadını çıkarmaktı. Bu sevgiyle şefkatin yoğunluğu onu kemiklerine dek sarmıştı.
Ve Elena kendini verdi mi tam verirdi. Bilinçli bir çaba harcamadan kafasını arkaya atıp boğazını ortaya çıkardı. ve gözlerini kapadı.
Damon yavaşça Elena'nın kafasını tutup duruşunu değiştirdi ve tek elin arkasına koyarak onu öptü.
ben bu yeri çok severek okudum
hatta matt bunları görünce damon a indir onu seni piç die bağardı
